Demokrasiye dair !

 

 

  Aslında hiç aklımda yoktu ama son zamanlarda o kadar çok demokrasiye sahip çıkma sözleri edilmeye başlandı ki bu sohbetin dışında kalamadım,

 İlginçtir devletin her kurumundan bu terane tekrarlanır halde,

 Ümmetçi bir demokrasi anlayışına sahip olan hükümette demokrasiye sahip çıkmaktan söz ediyor,

  Bu güne kadar kendi içindeki muhalefete karşı bile demokrat olmayı becerememiş olan ana muhalefet partisi  CHP de demokrasiye sahip çıkmaktan söz ediyor, hem de  bağıra çağıra ,

 

Ülkenin en totaliter ve demokrasinin  D sine bile tahammülü olmayan TSK da aynı demokrasiye sahip çıkmak için gerekeni yapacaklarını açıkça beyan ediyor.

 

 Sizce bu demokrasi denen şey, ne men em bir şeydir ki her kez sahip çıkmak gerektiğini ve bunun  için en doğru olanı kendilerinin yapacağını söylüyor,

 

 Ya sizler sevgili halkımız, sizin bir demokrasi anlayışınız var mı?

  Varsa hangi demokrasi?

 

 Demokrasi dediğimiz şey cumhurbaşkanlığı seçimine endekslenmiş basit bir şey olabilirmi?

 

 Burada sahip çıkılan şey elbette demokrasi değil, her iktidarın özlemi içerisinde olduğu kadro meselesi,  Cumhura baş olan, yine Demokrasiyi namlunun ucunda görenlerin belirlediği bir şekilde bir çok kadroyu atama, onaylama ve veto etme hakkına sahip oluyor, bir bakıma devlete sahip oluyor

 

 Yani kendi anlayışı içindeki demokrasiyi hayata geçirmek için gerekli olan koşulları yaratmak için gerekli olanakları ele geçiriyor, tabii TBMM başkanlığı ve hükümette de kendi anlayışının olması gerekiyor bunun için,

  Şu an hükümet te olan AKP böyle bir fırsatı kaçıracak değil elbet, bunun için tüm şartları zorlamalarında hiçbir abes le iştigal yok çünkü her şey TSK nın belirlediği çoğulcu parlementer sistemin gereklerine uygun bir şekilde yapılıyor, 12 Eylül anayasası denmesinin nedeni bu anayasanın mimarının bizzat kendileri olmasındandır,

 

 Özetle her anlayış devlete sahip çıkma iddasıyla ortaya çıkıp siyaset yaparken, ( Buna TSK dahil, anayasada silahlı kuvvetler mensuplarının siyaset yapması yasak olsada)  Ortada kırılan dökülen ihlal edilen yasaların olması kaçınılmaz çünkü devlet diye hiyerarşik bir yapının olduğu yerde Demokrasi aranmaz, Demokrasi arayanlarsa kendilerini kandırırlar,

 

Şimdi Parlementer Demokrasinin bir açılımını yapalım bakalım bizim demokrasimize benziyormu?

 

Parlementer sistem güçler ayrılığı prensibi üzerine inşa edilmiştir, bunlar Yasama= Parlemento,-  Yürütme= Hükümet,- Yargı= adalet bu üç ana unsur Burjuva parlementer sistemin vaz geçilmez ve başat kurumlarıdır,

 

 Birde bizdeki duruma bir bakalım, Ayda bir toplanan MGK diye bir kurum var ki büyük bir bölümü askerlerden ve asker kafalılardan oluşan, siyasete rotasını gösterir, gösterdiği nin dışına çıkılan bir yasama durumu söz konusu olduğunda 657 ye tabi oldukları halde basının önüne çıkıp demokrasiye ayar yapacak açıklamalar yaparlar,

 

  Parlementer sistemin içinde böyle bir kurumdan söz edildiğini duydunuzmu?

 

  Cumhur başkanına verilmiş bunca yetkinin bir Diktatörün marifeti olduğu bir Demokrasi gördünüzmü?

 

 Daha da  önemlisi siz devletin olduğu yerde Demokrasi gördünüzmü?

 

 Adına Demokrasi denen Yönetimler vardır elbet ama bunların hepsinin önüne devletin şekliyle orantılı bir tanımlama getirilir, Bunlar- Faşizm-  Kısıtlı burjuva demokrasisi- Burjuva demokrasisi-  Sosyalizm, - gibi değişik isimlerle  siyasal literatürde yerlerini alırlar,

  Bunların içerisinde en gelişmiş demokrasi olan Sosyalizm dirki (Demokrasi çoğunluk egemenliği ise eğer)  kendini Proleterya Diktatoryası olarak ifade eder, yani devlete egemen olan için demokrasi olan diğerleri için bir diktatörlüktür ve bunu en yalansız dolansız açıkça söyleyen se Devletin bir baskı aracı olarak işlevini yitirmesi için mücadele eden yani Komünizm için uğraşan sosyalistlerdir.

   Faşizm in sözlük karşılığında şöyle yazar Tekelci burjuvazinin en kanlı ve şövenist diktatörlüğüdür,  24 Ocak kararlarıyla 12 eylül darbesini yan yana getirirsek bu kavram bize pek de yabancı gelmeyecektir.

  

  Kısıtlı burjuva demokrasisi= Kapitalizmin az geliştiği koşularda feodal üretim ilişkilerinin alışkanlıklarını bırakamamış ve militarist önlemlerle halkı yöneten kapitalist devlet demokrasisi,

  Burada demokrasiye sahip olanlar, ekonomik olarak devlete sahip olanlardır TÜSİAD- TOBB ve bizzat devletin resmi temsilcileri dir, Asker, Polis, Milletvekili gibi  bulundukları konumun kendilerine sağladığı ayrıcalıkla.

 Nufus un büyük bölümü Devlete muhalefet etme hakkından bile yoksundurlar.  

  Bu da bize çok yabancı olmayan bir yönetim şekli.

 

 Burjuva Demokrasisi= Devlet temsilcilerinin ve sermaye sahiplerinin görece olarak yasalar önünde eşit sayıldığı,  Sistemi tehtit etmediği sürece halkın muhalefet etme hakkını kullanabildiği, Militarist güçlerin sivil ve seçilmiş yönetenlere bağlı olduğu  Kapitalist demokrasi.

   Bu demokrasi ise henüz bize yabancı olan, yaşama şansını kendi halkımızın iç dinamiklerinin hareketsizliği sonucunda bulamadığımız bir yönetim biçimi.  (Muhtemelen burjuvazinin kendi ihtiyacı sonucu mümkün olabilecek,  Burjuvazinin en uzun ömürlü diktatörlüğüdür)

 

  Şimdi  Demokrasiye sahip çıkmak adınamı yoksa Devlete sahip olmak adına mı ortalığı velveleye veriyorlar? Ya siz, bu ülkenin İşsiz, Asgari ücretli, Emekli, Çiftçi ve Memurları sizin siyasetiniz niçin?

 

 Bu soruya yanıt verirken siyasetin devlete sahip olma mucadelesinden başka bir şey olmadığı gerçeğini de unutmayalım,

  Birbirine benzer bir çok siyasi partinin olduğu ve nabza göre şerbet vermenin Siyaset olarak algılandığı bir ülkede bunu anlatmak zor olsada .!

 

                                                                                      Sadık Yılmaz

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !