AKIBET-İ ŞAHANEMİZ..!

 

   Aslına bakarsanız, Geçen dönemin Maliye Bakanı ile ÖSYM Başkanı Ali Demir bu ülkenin özetidir. Birinin hakkındaki yolsuzluk davaları ayyuka çıkmış, çocuklarına özel genelgeler yayınlayıp onları zengin etmiş, diğeri ise  ‘Akademik’ hayatı intihalle (Araklama)lekelenmiş, bürokratlık hayatı ise malum skandallar serisiyle çöplüğe dönmüş, düzenin en has kurumu YÖK’ün başındaki adam bile istifa etmesi gerektiğini söylüyor, o koltuğuna yapışmış, ne bir laf ediyor, ne tepki gösteriyor, öylece oturuyor. Yani aslında bir yandan çok komik bir durum.

    Sadece onlar değil, Her taraf benzer yöneticilerle dolu. Sivas’ta Madımak Oteli’nin önünde anma yapılmasına izin vermeyen, Polise,anmaya gidenlerin üzerine  biber gazlı saldırı emrini  veren vali. O valiye kim talimat verdiyse artık… Madımak Oteli’nin lobisinde 18 yıl önce katledilenlerin anısına düzenlenmiş köşede, en tepede oteli yakarken ölen Ahmet Alan’ın ismi yer alıyor! Bir diğer katliamcının ismi daha ‘anma’ listesinde! Dalga geçiyorlar bizimle. Aslında ne olmasını bekliyorduk ki? Sivas katillerinin neredeyse tüm avukatları AKP’nin idare heyetlerinde, ‘ileri demokrasi’ açılımı yapmakla meşgul!..

   Kürt ve Türk halkının meşru temsilcileri parlamentoya alınmıyor. Ömrünü halkının mücadelesine veren Hatip Dicle'nin milletvekilliği, seçimden üç gün önce onaylanan mahkumiyet kararı gerekçe gösterilerek düşürülüyor! Tayyip Erdoğan, “Tükürdüklerini yalayacaklar!” diye meydan okuyor. AKP’liler yeni milletvekillerinden de kimilerinin cezaevine tıkılacağını alenen beyan ediyor. Seçimlerden önce, oluşacak parlamentonun, YSK kararları, kasetler, psikolojik savaş uygulamaları gibi nedenlerle meşru hiçbir yanı olmayan seçimlerin ardından gelinen noktada, artık parlamentodan bile söz etmek mümkün değil.      

   Ve ‘bağımsız yargı’ya bakın hele! Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım da dahil olmak üzere, onca kişiye operasyon çekiliyor. Elde acayip telefon kayıtları var. Bu kanıtlar aylar öncesinden elde. Ancak operasyon için seçim sonrasında talimat veriliyor. Seçim öncesi o kadar takımı küme düşürme lafının bile edilme riski alınamazdı elbette. Mazallah AKP’ye oy kaybı olarak falan yansırdı. Bağımsız yargı süper çalışıyor! tabiiki biz Şikeli futbolun AKP hükümetinin çokta umurunda olduğunu düşünmüyorsunuzdur bu operasyonun arka planında Aziz Yıldırımın Cemaate kasasına girecek olan paraya göz dikip NATO ihalesini kazanması var, sadece yargılanacağı ceza maddeleri bile aslında Aziz Yıldırımın kazandığı ihaleyi  CEO luğu Tayyip Erdoğanın  yakın akrabasına  verilen şirket, ihalede ikinci şirket olması nedeniyle ihaleyi kazanmış oluyor ve  para yeniden cemaate dönmüş oluyor, 

    AKP ye  dolayısı ile Cemaate Maddi, Siyasi muhalefet eden kim varsa Devrimci, Faşist, İşçkenceci,   demeden aynı örgüte ilave edip uydurma delillerle yıllarca içeri atıyorlar, dışarıda kalan muhaliflerede gözdağı vererek,

    Kadrolaşma akıl alır cinsten değil. Her kurumun başına tespih imamesi kılıklı, işbilmez, kafa sallayıcı tarikat kulları getiriliyor. Ama sadece devlet kurumları değil. Hayataın her alanına sirayet ediyorlar, ellerindeki para ve iktidar gücü ile,  önce halkı yoksullaştırıp sonra sadaka vererek sadaka kültürü yaratıyor, bunuda sosyal devlet diyerek kendileri ile özdeşleştiriyorlar.

  Medyanın durumu ise malum  düne kadar Laik, Aydın diye bildiğimiz köşe yazarlarının büyük bölümü okyanus ötesinden “uzatılan eli öpmek” için sıraya girdiler. Önce Türk medyasının öncü ismi Ertuğrul Özkök, “Okyanusun ötesiyle yapılan sohbetten sonra uzatılan eli havada bırakmak istemiyorum,” diye beyanatta bulundu, biz Ertuğrul Özkök’ün birileriyle el sıkıştığını zannediyorduk ama iş daha başkaymış; Özkök uzatılan eli öpüp, başına koymuş çoktan. Arkasından devamı geldi tabii. Herkes el öpme sırasına girdi...

   Medyanın parlak çocuklarını uçaklara doldurup Pensilvanya’ya el öpme turları düzenlemesi de aynı sürecin parçasıdır. Serdar Turgut, Cüneyt Özdemir, Ferhat Boratav ve Bejan Matur, bilet parası cemaat tarafından ödenen Pensilvanya turunda Fethullah Gülen’le kahvaltı yapma şerefine nail olmuş, Fethullah Gülen de her birine kendi imzası bulunan birer” kol saati” hediye etmiştir. ‘Hocaefendi’  alayına "kol saati takıp" hareketini çekmiştir.

‘Kafile’deki Bejan Matur’u geçelim… Manzume bile yazamayan, lakin Zaman gazetesine kapılanıp, cemaatin Kürtleri kafalama  girişimi dahilinde hisli yazılar yazdırıldığı için ‘kadın şair’, ‘kadın yazar’ diye cilalanan Matur, Pensilvanya’da ya çeşni niyetine bulunmuş, ya da birilerinin başının etini yediği için, ‘hadi bu da aradan çıksın’ kabilinden ‘kafile’ye iliştirilmiştir. Mesela Ferhat Boratav farklıdır; fani vatandaş tarafından pek tanınmasa da televizyon haberciliğinin kritik noktalarında oldu hep. Serdar Turgut’un durumu da herkesin malumu. Hürriyet’in köşesi, Akşam’ın başı, Habertürk’ün kıçı… Öyle dolaşabilen biri… Lakin daha da önemlisi, Silivri’de tutuklu Soner Yalçın’ın –bir zamanlar- kankalarındandı. Şimdi inzivaya –hizaya  çekildi, o fevkalade ‘mizah’ kabiliyetiyle köşe dolduruyor.

 “Fethullah Gülen Türkiye’ye dönmelidir!” bayraktarlığına kadar zıplayan Yiğit Bulut’un  tarzı diğerlerinden  çok farklı, çok daha kolpa bir tarzdır… Ve artık, “Türkiye değişiyor,” diyerek ve alenen AKP’ye bir kedi gibi sürtünerek canlı yayında muhabir azarlayan bir kimsedir o…

   Uzun lafın kısası, medyada bir süredir ‘okyanus ötesi önünde hizaya geçme, el öpme, hatta öpme ne kelime, yalayıp yutma’ hali yaşanıyor. Patron medyasında kalmak isteyen herkes aynı tezgahtan geçiyor. Ya seve seve, ya seke seke… Aslına bakarsanız, Memleketin bu hale gelmesinde payları büyüktür. Ve bazı  ulusalcıların hayallerini yıkılacak ama , patron medyasında bu iktidara karşı haysiyetli bir duruş sergileyecek ne adam vardır, ne de alan…

    Yüce halkımıza gelince uzunca bir süre daha yoksulluşmanın dipsiz kuyularına doğru yol alırken arada bir önüne konan sadakalarla nefes alıp haline şükredecek gibi görünüyor ancak ABD menşeili islamın temsilcisi olan AKP bunu böyle gitmesine izin vermeyecek, muhtemeldirki 12 haziran seçimlerinde aldığı %50 oy dan sonra halk için faşizm anlamına gelecek olan “ılımlı” İslami tedbirleri İmamın Ordusu sayesinde hayata geçirecek, kürt siyasetinin  koyacağı taşmı katkımı  olduğuna kendilerininde karar veremediği bu süreçte iç savaş koşullarını oluşturup Önce ABD nin Sonra AKP nin ve nihayetindede Öcalanın razı olmak zorunda kaldığı kukla bir Türkiye kürdistanı Özerk yönetimi ile yeniden biçimlenecek gibi görünüyor, Emperyal devletler ve işbirlikçileri tarafından biçimlendirilecek siyasal coğrafyamızdan tabidirki Kürt ve Türk halklarının, yanı sıra Ortadoğunun tüm halkları için yine kölelik çıkacaktır ve farkı sadece akan kanın fazlalığı ile ölçüleceği bir kölelik, (Irak örneği sanırım ne demek istediğimi anlatmaya yeter) yukarıdada belirtildiği gibi  AKP nin temsil ettiği bu sisteme muhalif olmak önce büzük ister, sonrada vicdanlı insan, öyle görünüyorki korku ile sindirilmiş, güce tapan halkımın bu özelliklerinin ortaya çıkacağına dair en ufak bir umut  şimdilik yok, Baştada belirtiğim gibi aslında bu ülkenin özeti seçilen milletvekilleri, atanan  bürokratlar ve basında köşe başlarını tutmuş yalamalardır…

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !